Kardeşleriyle birlikte Almanya’nın en büyük Türk gıda toptancılarından biri olmayı başaran iş adamı Mustafa Balkan, peynirden zeytine, konserveden meyve sularına kadar yüzü aşkın Türk gıda ürününü Baktat markasıyla dünyaya tanıtıyor. Dünya genelinde 46 ülkeye ihraç yapan Baklan. Almanya’da her ne kadar ithalatçı şirket konumundaysa da dünya ticaret şampiyonu bu ülkenin satışlarına yaklaşık 25 milyon Euro’luk ihracatla katkıda bulunuyor.
İlk Gün 60 Kelime Ezberledi
Bu gün bir gıda devine yön veren Baklan, 1972 yılında babasının önerisi ve teşvikiyle Almanya’ya gitmiş “Çorum da sağlık kolejini kazanmıştım babam Almanya daydı. Bana Türkiye’de bir memurun maaşıyla geçimini ancak sağlayabilirsin, seni buraya getireyim burada okutayım dedi. Çıktım gittim, birinci nesil işçi kesimi. Hemen herkes aynı şartlarda, aynı zorluklarla çalışıyor. Buradaki hallerini gördüğümde geldiğime üzüldüm.
Buna rağmen Türkiye ye dönmeyi düşünmemiş. İlk işi Almanca öğrenmek olmuş. “Geldiğim akşam bir milyona kadar Almanca sayı saymasını öğrendim ve 60 Almanca kelime ezberledim. Çünkü bir gün sonra sokakta karşılaşacağım insanlara gitmek istiyorum, gelmek istiyorum, inmek istiyorum, ekmek almak istiyorum gibi basit ihtiyaçlarımı anlatabilmem gerekiyordu. Bunu başarma hırsı vardı içimde.
O sıralar babası Mercedes fabrikasında çalışıyormuş. Aylık maaşı da 900 mark imiş. “bu parayla hem bana hem de diğer beş kardeşe bakması çok zordu. Beni 4.500 mark değerinde altı aylık Almanca kursuna yazdırmıştı. Babamın bu desteği beni duygulandırmıştı. Ancak o kadar az para kazanan aileme yük olmak istemedim. Kendisine “ Baba ben gündüzleri çalışacağım, size yardım edeceğim” dedim. Akşam okuluna başladım. Böylece hem okuyup hem çalışarak Almanya’daki yaşantım başlamış oldu. Lisan kursunun ardından kaynakçılık mesleğini öğrendim.”
6-7 Ay İşsiz Kaldı
Gıda işine girmeleri tesadüf olmuş. “o sıralar Türkiye’den sebze halinden çalışmaya gelen akrabalarımın tercümana ihtiyaç oldu. Halde tanıdığım o şirketin müdürü , “yanımızda çalışırsan yetişkinlerin maaşını veririm sana” dedi. Böylece çalıştığım işi bıraktım ve sebze halindeki yeni işime başladım. Yine o sıralar paketleme işine de girdim. Bu işte ustabaşı oldum. Paketleme kendi başına bir meslekti. Daha sonra paketin yanı sıra satış bölümüne geçtim. 1987 yılına kadar yani bazı sorunlar çıkıp, işten ayrılana kadar bu şekilde devam ettim.” Diyen Baklan, 6-7 ay işsiz kalmış ve işsizlik parası almış. Ancak hayatına yön vermesi gerekiyormuş.Kardeşiyle bir araya gelip neler yapabileceklerini düşünmeye başlanışlar. Yani “Almanya sosyal ülke, nasıl olsa bize bakar” kolaylığına kaçmamışlar.
Gıda İşinden Anlıyor
Bir de Pazar araştırması yaptıktan sonra, gıda işinde karar kılmışlar. Bunda, 1982 yılında bedelsiz ithalattan yararlanarak Türkiye’ye götürdükleri kamyon ve traktörlerin önemli rolü olmuş.
“Türkiye’ye götürdüğümüz araçların bir kısmını sattık, bir kınsıyla da nakliyeciliği başladık. Bu işe girmemizin sebebi de, nakliye araçlarının çok cüzi bir fiyatla Almanya’ya geliyor olmasıydı. Gıda işinden da anlıyoruz. “en iyisi biz kendi malımızı getirelim burada satalım dedik. Bu şekilde Mennheim ‘da deposuyla birlikte bin metrekare bir yer kiraladık. Almanya’nın belki de ilk sayılacak Türk marketini açtık. O zamanlar buradaki Türkler, Türk gıdalarını çok pahalıya satın alıyorlardı. Uçakla veya arabayla ancak cüzi miktarda malı Türkiye’den getirebiliyorlardı. Marketi açtığımızda 80-100 km çevreden insanlarımız gelip alışveriş yapardı. 600 metrekare marketin 150 alışveriş arabası vardı. Ancak hafta sonları o kadar yoğun müşteri olurdu ki, onları sırayla içeri alabilirdik. Çünkü marketin içinde hareket edecek yer kalmazdı. Biri alışveriş arabasıyla dışarı çıkacak, ancak ondan sonra yeni bir müşteri içeri girecek. Sinema girişi gibi,,,”
İlk Paketleme Yapan Firma
Bu yoğun talebi karşılayabilmek için, Türkiye’deki mal alımını çeşitli bölgelere yaymışlar. Önce Ankara toptancısını denemişler, “Sonra orası uzak” deyip, İstanbul a yönelmişler. Ama nedense, mal sevkiyatında sürekli sıkıntılar oluyormuş. Bir defa iyi mal geldi mi, ikincisinde ya bozuk ya da tarihi geçmiş veya onlara gösterilenlerin dışında mallar yollanıyormuş. Parasını peşin ödedikleri halde bu tür sevkiyatlar, onları epeyce zarara sokmuş. Sonra kardeşler olarak bir araya gelip, buna çare aramışlar ve Türkiye de kendi mallarını üretme kararı almışlar. İlk fabrikaların da 1987 yılında Çorum da açmışlar. Kuru bakliyat ve çerezi, Baktat markasıyla pakete koymuşlar. Bu alanda ilk paketleme yapan firma olduklarını söyleyen Mustafa Baklan, Avrupa paket normlarını bilmesinin, Baktat ın bu günkü başarısında çok önemli rol oynadığının altını çiziyor. Baklan, “bir insan öğrendiği mesleği yaparsa, başarı orada yakalanıyor. Çünkü bir ara tekstile girdik. Ama o kadar uğraşmamıza rağmen yedi yıl sadece işçilerin maaşı için çalıştık. Daha sonrada yürütemedik. Demek ki o bizim mesleğimiz değilmiş. “İşi ustalarına bırakalım” dedik.
Bu yazı İTO'nın izni ile itovizyon dergisi eylül 2011 sayısından alınmıştır.






