Monday, May 21st

Last update:04:20:56 AM GMT

KISA KISA:

Başarılı Kobi Yarışması

kobi_yarisma

Altı yıldır düzenlemekte olduğumuz “Başarılı KOBİ Yarışması”nın ülkemiz girişimciliğinin motive edilmesini sağlamak amacıyla Teknoloji’yi, yenilikçi-yaratıcı iş fikirlerini ve girişimciliği tetikleyecek; yüksek katma değerli üretim ve küresel pazarlara açılmayı, öncü uygulamaları teşvik edecek şekilde bu yıl yeniden gerçekleştirilecektir.

Yarışmaya katılacak firmaların;

1) KOBİ tanımına uygun olmaları (İkiyüzelli kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hâsılatı ya da mali bilânçosu yirmibeş milyon Türk Lirasını aşmayan),

2) 01.01.2008 tarihinden önce kurulmuş olmaları,

3) Firma sermayelerinin %25’inden fazlasının büyük ölçekli işletmelere veya %51’inden fazlasının Belediye, İl Özel İdaresi vb. kuruluşlara ait olmaması,

4) İstanbul Ticaret Odası veya Türk Yan Sanayi Borsası üyesi olmaları veya Teşvik Yasası kapsamında Kalkınmada Birinci Derecede Öncelikli Yörelerde faaliyet göstermesi, şartları  göz önünde tutularak yarışmaya katılmak isteyen firmaların 12 Aralık 2011 tarihine kadar firmanıza ait başarılı olduğunuz alanların ve istenilen bilgiler belirtilerek KOBİ Araştırma Geliştirme Şubesine iletilmesi gerekmektedir.

Büyüme Nihayet İşsizliği Geri Çekti

iUzun süredir işsizlikle mücadele eden Türkiye, haziran ayı verilerine göre son 37ayın en düşük işsizlik oranını gördü. İşsizliğin azalmasında Avrupa Birliği uyum süreci gereği çalışma hayatının esnetilmesi, büyüme eğilimi ve hükümet tarafından uygulamaya konan bölgesel kalkınma planları etkili oldu. Hükümetin 2023 yılına kadarki hedefi ise işsizliğin yüzde 5 e indirilmesi, bu hedefe yönelik olarak hazırlanan Ulusal İstihdam Strateji yakında uygulanmaya başlıyor.
Türkiye Cumhuriyet tarihinin rekor işsizliğini 2001 ve 2008 krizlerinde yaşadı 2009 yılının şubat ayının işsizlik yüzde 16.1 ulaştı. 2001 yılı krizinde ise Türkiye yüzde 10.3 oranında işsizlikle karşılaşmıştı.
Geçtiğimiz nisan ayında ise TÜİK verilerine göre işsizliğin 30 ay sonra ilk kez tek gemihaneli rakama yani yüzde 9.9 a gerilediği görüldü. Mayıs ayı verileri ise yüzde 9.4 oranında işsizliğe işaret ediyordu. TÜİK in haziran ayı rakamlarına göre ise işsizlik yüzde 9.2 ye düştü. Bu oran son 37 ayın en düşük işsizlik oranı oldu.

İşsizliğin olumsuz dünya koşullarına rağmen azalma eğilimine girmesinin başlıca üç nedeni var. Bunlardan iki AB uyum süreci gereği 2003 yılında başlayarak çalışma hayatının esnekleştirilmesi. İkincisi ise hükümetin bölgesel kalkınma planları ile devreye soktuğu teşvikler ve mesleki eğitim programları. İşsizliğin azalma işareti vermesinin bir diğer önemli nedeni de Türkiye’nin olumsuz koşullara rağmen rekor seviyede büyümemsi.  Hükümetin bundan sonraki hedefi ise yeni politikalarla 2023 yılına kadar işsizlik oranı yüzde 5 e çekebilmek.

isci_kadinAB Uyumu Etkiledi

İşsizliğin azalmasında ilk etken olarak AB iyim sürecinde 2003 yılında başlayarak çalışma hayatında esnek çalışmayı getiren uygulamaların yasallaşması gösteriliyor. 2003 yılında İş yasasında yapılan değişiklikte esnek çalışma ile ilgili maddeler yer aldı. Kısa çalışma, belirli süreli şu sözleşmesi gibi uygulamalar çalışma hayatına girerken, fazla çalışma kavramı da esnek hale getirildi. Geçici iş ilişkisi de getirilen yeni düzenlemelerden biriydi. Bu uygulamaların işverenler açısından işçi alımını kolaylaştırdığı belirtilen, işçi sendikaları da bu uygulamaların çalışan açısından hak kaybı olduğunu savunuyor.
Hükümetin, uygulamaya koyduğu çeşitli bölgesel kalkınma projeleri ve bu projeler aracılığı ile AB-Dünya Bankası desteği sağlanması da bölgesel yatırımları canlandırdı. Doğu Karadeniz Bölgesel Gelişme Planı, Doğu Anadolu Projesi, GAP’ın tamamlanması için gerçekleştirilen kaynak aktarımı istihdamı canlandıran faktörler oldu, öte yandan hükümet Adıyaman,  Ağrı, Aksaray, Amasya, Ardahan, Artvin, Bartın, Batman, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Çanakkale (Bozcaada ve Gökçeada İlçeleri), Çankırı, Çorum, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Gümüşhane,, Hakkari, Iğdır, Kahramanmaraş, Karabük, Karaman, Kars, Kastamonu, Kırıkkale, Kırşehir , Kilis, Malatya, Mardin, Muş, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Rize, Samsun, Siirt, Sinop, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tokat, Trabzon, Tunceli, Van, Yozgat, Zonguldak, illerini birinci derecede kalkınmada öncelikli iller arasına aldı.

Hızlı Büyüme

2010 yılında güçlü bir toparlanma gösteren Türkiye ekonomisi 2011 in ilk yarısında da beklentilerin üzerinde bir performans sergiledi. Bu nedenle Türkiye, performansıyla bütün dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi oldu. TÜİK verilerine göre 2011 yılı Ocak Mart döneminde GSYH yüzde 11 arttı. Türkiye böylece ilk çeyrek itibariyle dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi oldu. Türkiye’yi  yüzde 9.9’la Arjantin ve 9.7’yle Çin takip etti. İkinci çeyrek verilere göre de Türkiye büyümede dünya ikincisi Avrupa da ise en çok büyüyen ülke oldu. Türkiye’nin yılın ilk yarısı itibariyle büyüme oranı ise yüzde 10.2 oldu. Aslında Türkiye 2001 krizinin ardından 2008 krizi hariç sürekli bir büyüme temposu içinde bulunuyor. Hatırlanacağı gibi Türkiye 2001 krizi sonrası yüzde 5.2 oranında küçülmüştü. Dönemin koalisyon hükümetinin uygulamaya koyduğu ekonomik program ve AK Parti hükümetinin bu programı istikrar içinde sürdürmesi, ekonominin hızla bir büyüme sürecine girmesine neden oldu.
2008 küresel krizinin etkisiyle yüzde13,8 oranında küçülen ekonomi 2010 da yüzde 8.9 büyüdü.

isci_adamİhracatın Etkisi

Nitekim Türkiye İhracatçılar Meclis Başkanı (TİM) Mehmet Büyükekşi, işsizlik rakamlarında görülen düzelmenin büyümeyle bağlantılı olarak ihracat sayesinde gerçekleştiğini söylüyor. Büyükekşi, “Türkiye büyümeyle hem yeni arz olunan iş gücüne istihdam sağlıyor hem de mevcut işsiz havuzunu küçültüyor. Türkiye’nin uzun vadeli büyüme ve yatırım perspektifi için de yapısal bir dönüyüm görüyoruz. Gecen yıla göre değişime bakıldığında sanayide 161 bin yeni istihdam artışı sağlandığı ortaya çıkmıştır. Bu rakam Türkiye İhracatçılar Meclisinin her çeyrek açıkladığı İhracat Eğilim Anketi sonuçları ile de paralellik arz etmektedir. İhracatçılarımız, 2011 yılını son derece başarılı bir şekilde geçiriyorlar. İlk 8 ayda yakalanan yüzde 22 oranında ihracat artışı, ihracatçılarımızın çeşitli pazarlarda yaşanan sorunlara ve gelişmiş ekonomilerde yaşanan kriz ortamına rağmen son derece başarılı bir performans ortaya koyduklarını göstermektedirler. İhracatçılarımız, üretim olanaklarını arttırmış, yeni yatırımları devreye sokmuş, istihdama da pozitif anlamda katkıda bulunmuşlardır.” diyor.

Ulusal İstihdam Projesi

Bu gelişmelerin ışığında hükümet işsizlikle daha etkin mücadele edebilmek için Ulusal İstihdam Projesi’ni devreye sokmaya hazırlanıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Meclis’te açıkladığı 61. Hükümet Programına göre, meslek edindirmek amacıyla her yıl ortalama 1,5 milyar lira harcanacak. Uzmanlaşmış Meslek edindirme Merkezleri (UMEM) projesi ile 5 yılda 1 milyon işsiz eğitimden geçirilerek, işe yerleştirilecek. Hükümet, işsizliği kalıcı bir şekilde çözmek üzere 22 somut hedef ve 102 tedbirden oluşan İstihdam Stratejisi uygulayacak. 4 ana ayaktan oluşan strateji eğitim-istihdam ilişkisinin güçlendirilmesi, işgücü piyasasının esnekleştirilmesi, kadınlar, gençler ve dezavantajlı grupların istihdamı, istihdam sosyal koruma ilişkisinin güçlendirilmesi olarak belirlendi.
Bu çerçevede getirilen yeniliklerden biri de “Meslek Danışmanı” sistemi. Türkiye İş Kurumu (İŞKUR)’a kayıtlı her işsizin bir iş ve meslek danışmanı olacak. Bu danışmanlar mesleksiz tüm iş ve iş arayanlara mesleğe yönlendirme ve iş bulma hizmeti sunacak. Bu amaçla İŞKUR 2011 yılında 2 bin 2012 yılında 2 bin olmak üzere toplam 4 bin sözleşmeli İş ve Meslek Danışmanı istihdam edecek.

Vergi Yükü Optimum Düzeye Getirilmeli

Seçim sürecinin ardından başlayan Ulusal İstihdam Stratejisi çalışmalarıyla istihdam politikalarına yönelik temel eksenlerin tespit edildiğini söyleyen Sosyal Güvenlik Uzmanı aşar Taşdemir ise süreci şöyle değerlendiriyor;
“Kıdem tazminatı fonu kurulması, esmen çalışmanın önünün açılmamsı, bölgesel asgari ücret uygulamasına geçilmesi, mesleki eğitimin özel sektöre devredilmesi, kadınlara çocuk bakım desteğinin getirilmesi ve genç istihdama pirim indiriminin devamına yönelik çalışmalarının yürütülmesi Ulusal İstihdam Stratejisi’nin temel hedefleri olarak gözüküyor. Tespit edilen temel hedefleri aktif ve pasif işgücü politikalarıyla birlikte değerlendirmek gerek. Burada unutulmaması gereken temel uygulamalardan biri de istihdamın üzerindeki vergi yüklerinin optimum düzeye getirilmesi. Bölgesel asgari ücret uygulamasına geçilmesi sürecinde bu çalışmanın da beraberinde yürütülmesi kanaatindeyim. Siyasi karar mekanizmasının yapısal reformlardaki kararlılığı ile işsizlik politikalarında yol alınacağını düşünüyorum.

49.4 Milyarlık Fon Ayrıldı

Hükümet devreye sokacağı Ulusal İstihdam Strateji için, İşsizlik Sigortası Fonunda biriken 49.4 milyar liralık kaynağın önemli bölümünü değerlendirmeyi planlıyor. Buna göre işsizlikle mücadelede şu önlemler alınacak.

Mesleki Eğitime Teşvik

Mesleki eğitim programları hem teşvik edilecek. Mesleki eğitim programları sürdüğü 6 ay boyunca katılımcı gençlere ücret verilecek. İŞKUR’un organize edeceği programlar kapsamanda  yılda 200 bin kişi olmak üzere beş yılda toplam 1 milyon kişinin eğitilmesi hedefleniyor. İŞKUR’a mesleki eğitim programının daha etkili olmamsı için kaynak aktarılacak,2009-2011 Mart döneminde mesleki eğitim programlarına 363 bin kişi katılmıştı. Bunların yaklaşık 84 binine istihdam sağlandı. Eğitimler için toplam 465 milyon lira kaynak kullanıldı. Mesleki eğitime ayrılan 1.4 milyar liranın tamamını 2011 sonuna kadar kullanılacak.

İstihdam Yükü Azalacak

İşletmelerin üzerindeki istihdam yükünü azaltacak çalışmaların artırılmasına karar verildi. Bunun için şirketlere yönelik istihdam odaklı bir teşvik sistemi hazırlanacak. Kadın istihdamını artırmaya yönelik olarak şirketlerde çocuk bakımevleri ve kreş bulundurulması için teşvik verilecek.
Farklı başlıklar altında toplanan istihdam teşvikleri tek kalemde toplanacak. Kadın ve gençlerin istihdamında kademeli prim teşviki, 5 puanlık prim indirimi, özürlülere prim desteği gibi uygulamalar tek çatı altında toplanacak. Böylece, teşviklerin istihdama katkısı artırılmış olacak.

Halen uygulamakta olan kanuna göre şirketlere yarattıkları istihdam için 5 puanlık prim indirimi var. Bu uygulama devam edecek Özürlü vatandaşların priminin hazine tarafından ödendiği sitem devam edecek.

50 Bin Geçici İşçi Alınacak

İŞKUR’a kayıtlı işsizler arasından Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki 23 şehirde 6 ay çalışacak 50 bin geçici işçi alınacak.
İş bulmakta güçlük çeken kadınlar, gençler ve özürlüler gibi dezavantajlı grupların istihdamına öncelik verilecek. Kadınların çalışma hayatına katılımını artırmak için çocuk bakımevleri ve kreşler devreye sokulacak.

Özel Teşvik Verilecek

Doğu ve Güneydoğu’daki 20 il,ilçeleri ile birlikte istihdam açısından özel teşvik kapsamına alınacak.

Taşeron Koşulları

Taşeron çalışan işçilerin tatil imkanı, çalışma saati ve tazminat hakları bulunmuyor. Taşeron işçilere örgütlenme başta olmak üzere bu tür sosyal haklara sahip olmalarının yolu açılacak.

Türk Damak Tadını Dünyaya Tanıtıyor

turk_maliKardeşleriyle birlikte Almanya’nın en büyük Türk gıda toptancılarından biri olmayı başaran iş adamı Mustafa Balkan, peynirden zeytine,  konserveden meyve sularına kadar yüzü aşkın Türk gıda ürününü Baktat markasıyla dünyaya tanıtıyor. Dünya genelinde 46 ülkeye ihraç yapan Baklan. Almanya’da her ne kadar ithalatçı şirket konumundaysa da dünya ticaret şampiyonu bu ülkenin satışlarına yaklaşık 25 milyon Euro’luk ihracatla katkıda bulunuyor.

İlk Gün 60 Kelime Ezberledigida

Bu gün bir gıda devine yön veren Baklan, 1972 yılında babasının önerisi ve teşvikiyle Almanya’ya gitmiş “Çorum da sağlık kolejini kazanmıştım babam Almanya daydı. Bana Türkiye’de bir memurun maaşıyla geçimini ancak sağlayabilirsin, seni buraya getireyim burada okutayım dedi. Çıktım gittim, birinci nesil işçi kesimi. Hemen herkes aynı şartlarda, aynı zorluklarla çalışıyor. Buradaki hallerini gördüğümde geldiğime üzüldüm.

Buna rağmen Türkiye ye dönmeyi düşünmemiş. İlk işi Almanca öğrenmek olmuş. “Geldiğim akşam bir milyona kadar Almanca sayı saymasını öğrendim ve 60 Almanca kelime ezberledim. Çünkü bir gün sonra sokakta karşılaşacağım insanlara gitmek istiyorum, gelmek istiyorum, inmek istiyorum, ekmek almak istiyorum gibi basit ihtiyaçlarımı anlatabilmem gerekiyordu. Bunu başarma hırsı vardı içimde.
O sıralar babası Mercedes fabrikasında çalışıyormuş. Aylık maaşı da 900 mark imiş. “bu parayla hem bana hem de diğer beş kardeşe bakması çok zordu. Beni 4.500 mark değerinde altı aylık Almanca kursuna yazdırmıştı. Babamın bu desteği beni duygulandırmıştı. Ancak o kadar az para kazanan aileme yük olmak istemedim. Kendisine “ Baba ben gündüzleri çalışacağım, size yardım edeceğim” dedim. Akşam okuluna başladım. Böylece hem okuyup hem çalışarak Almanya’daki yaşantım başlamış oldu. Lisan kursunun ardından kaynakçılık mesleğini öğrendim.”

6-7 Ay İşsiz Kaldı

Gıda işine girmeleri tesadüf olmuş. “o sıralar Türkiye’den sebze halinden çalışmaya gelen akrabalarımın tercümana ihtiyaç oldu. Halde tanıdığım o şirketin müdürü , “yanımızda çalışırsan yetişkinlerin maaşını veririm sana” dedi. Böylece çalıştığım işi bıraktım ve sebze halindeki yeni  işime başladım. Yine o sıralar paketleme işine de girdim. Bu işte ustabaşı oldum. Paketleme kendi başına bir meslekti.  Daha sonra paketin yanı sıra satış bölümüne geçtim. 1987 yılına kadar yani bazı sorunlar çıkıp, işten ayrılana kadar bu şekilde devam ettim.” Diyen Baklan, 6-7 ay işsiz kalmış ve işsizlik parası almış. Ancak hayatına yön vermesi gerekiyormuş.Kardeşiyle bir araya gelip neler yapabileceklerini düşünmeye başlanışlar. Yani “Almanya sosyal ülke, nasıl olsa bize bakar” kolaylığına kaçmamışlar.

Gıda İşinden Anlıyor

Bir de Pazar araştırması yaptıktan sonra, gıda işinde karar kılmışlar. Bunda, 1982 yılında bedelsiz ithalattan yararlanarak Türkiye’ye götürdükleri kamyon ve traktörlerin önemli rolü olmuş.

“Türkiye’ye götürdüğümüz araçların bir kısmını sattık, bir kınsıyla da nakliyeciliği başladık. Bu işe girmemizin sebebi de, nakliye araçlarının çok cüzi bir fiyatla Almanya’ya geliyor olmasıydı. Gıda işinden da anlıyoruz. “en iyisi biz kendi malımızı getirelim burada satalım dedik. Bu şekilde  Mennheim ‘da deposuyla birlikte bin metrekare bir yer kiraladık. Almanya’nın belki de ilk sayılacak Türk marketini açtık. O zamanlar buradaki Türkler, Türk gıdalarını çok pahalıya satın alıyorlardı. Uçakla veya arabayla ancak cüzi miktarda malı Türkiye’den getirebiliyorlardı. Marketi açtığımızda 80-100 km çevreden insanlarımız gelip alışveriş yapardı. 600 metrekare marketin 150 alışveriş arabası vardı. Ancak hafta sonları o kadar yoğun müşteri olurdu ki, onları sırayla içeri alabilirdik. Çünkü marketin içinde hareket edecek yer kalmazdı. Biri alışveriş arabasıyla dışarı çıkacak, ancak ondan sonra yeni bir müşteri  içeri girecek. Sinema girişi gibi,,,”

İlk Paketleme Yapan Firma

Bu yoğun talebi karşılayabilmek için, Türkiye’deki mal alımını çeşitli bölgelere yaymışlar. Önce Ankara toptancısını denemişler, “Sonra orası uzak” deyip, İstanbul a yönelmişler. Ama nedense, mal sevkiyatında sürekli sıkıntılar oluyormuş. Bir defa iyi mal geldi mi, ikincisinde ya bozuk ya da tarihi geçmiş veya onlara gösterilenlerin dışında mallar yollanıyormuş. Parasını peşin ödedikleri halde bu tür sevkiyatlar, onları epeyce zarara sokmuş. Sonra kardeşler olarak bir araya gelip, buna çare aramışlar ve Türkiye de kendi mallarını üretme kararı almışlar. İlk fabrikaların da 1987 yılında Çorum da açmışlar. Kuru bakliyat ve çerezi, Baktat markasıyla pakete koymuşlar. Bu alanda ilk paketleme yapan firma olduklarını söyleyen Mustafa Baklan, Avrupa paket normlarını bilmesinin, Baktat ın bu günkü başarısında çok önemli rol oynadığının altını çiziyor. Baklan, “bir insan öğrendiği mesleği yaparsa, başarı orada yakalanıyor. Çünkü bir ara tekstile girdik. Ama o kadar uğraşmamıza rağmen yedi yıl sadece işçilerin maaşı için çalıştık. Daha sonrada yürütemedik. Demek ki o bizim mesleğimiz değilmiş. “İşi ustalarına bırakalım” dedik.

Bu yazı İTO'nın izni ile itovizyon dergisi eylül 2011 sayısından alınmıştır.

En Modern AVM’ler Tekstilcilerin Eseri

sehirTekstilciler, sektörde azalan karlar ve artan rekabetin onları daha karlıalanlara yöneltmesi yatırımları ise çarşı ve AVM’ler kurmak. Bu eğilim bugün Türk parekende dünyasına Akmerkez , Capitol, İstinyepark gibi AVM markalarını kazandırdı. Tekstilcilerin ticari gayrimenkul geliştirmedeki yatırımları bunlarla da sınırlı kalmayacak. Yeni AVM ler yolda.

Bölgelerinin En Büyük Yatırımları

Boyner grubu bir süre önce  1970’lerdeYenibosna’da kurulan fabrika arazisinin karşısındaki arsaya Ülker Grubu ile birlikte StarcityAVM’yi inşa etmişti. İstanbul’da inşaatı devam eden bir diğer proje ise Özdilek Grubuna ait. Kanyon ve Metrocity arasında kalan eski Roche ilaç arsası üzerindeki otel, rezidans ve alışveriş merkezi olarak planlanan Özdilek’in yeni projesi 36 bin metrekarelik arazide yükseliyor. 2013’de bitirilmesi planlanan proje, “Özdilek Plaza” adını taşıyor. Proje 37 ve 38 katlı iki kule ile bloklar arasında kurulacak AVM’denoluşıyor. Yine Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinin en büyük alışveriş merkezi yatırımı da bir tekstilcinin yapmış olması bu  konuda oldukça manidar. Toplam 145 bin metrekarelik inşaat ve 57 bin 223 metrekarelik kiralanabilir alana sahip olan Sanko Park AVM 4 kat olarak 26 bin 264 metrekarelik bir alan üzerine kuruldu. Sanko Park, bölgedeki ilk buz pisti, eğlence ve sağlık merkezleriyle de ilklere imza atıyor. AVM için 160 milyon dolar para harcanmış.
İkitelli bölgesinde inşa edilen 212 İstanbul’da böyle bir hikayeye sahip. Edip İplik, fabrikasını Trakya’ya taşırken arsanın üzerine “212 İstanbul” alışveriş merkezini kurmuştu. Toplam inşaat alanı 230 bin metrekare olan “212 İstanbul” 114 milyon euroluk yatırımla hayata geçti.

Alanda Tekstilci Satan Da    

Ama şüphesiz yeni yatırımların en sonuncusu olan AVM, aynı zamanda üzerinde en çok merdivenkonuşulacak alan AVM.
Merter’deki Vakko arazisini alan Colins’in sahibi Nurettin Eroğlu, Doğa Şehircilik ile ortak olarak başlattığı karma projesinde, hem otel, hem konut, hem de AVM yapıyor. Projeyi iddialı kılan tek unsur lokasyonu değil. Platform Merter projesi içerik olarak da tekstilcilerin AVM çıkarmasına son noktayı koyacak bir mihenk taşı olmaya aday.
40 dönümlük eski fabrika arazisi 56 milyon dolara eldeğiştirdi. Arazi üzerine 110 milyon dolarlık yatırımla bünyesinde alışveriş merkezide bulunan karma bir proje yapan şirket, daha önce de Tekirdağ’da TekiraAVM’yi yapıp Corio grubuna satmıştı.

Fonlar Karlı Yatırım Arıyor

JonesLangLaSallle Türkiye Başkanı AviAlkaş’da, tekstilcilerin AVM yatırımlarında, kandi çarşısını kurmaktan ziyade, gerek tekstildeki daralma, gerek oluşan fonların daha karlı görünen AVM yatırımlarına yönelme amacı taşıdıklarını belirtti. Alkaş önümüzdeki dönemde parakende yatırımlarında, tematik ve ayrışma peşinde farklı içeriliklerle, eğlence ve hoş vakit geçirme vurgusu ön plana alınmış AVM’lerin çoğalacağını da ifade etti. Alkaş Türkiye’de toplam AVM alanı 7 milyon metrekareyi geçti ve bu süreç bir süre daha devam edecek.
Bu süreçte cadde mağazacılığı önemini korumaya devam ederken, özellikle geçmişten günümüze uzanmış bölgelerde yeni kent merkezi oluşumları ve dönüşümleri de göreceğimizi” öngörmekteyim dedi.

Bu yazı İTO'nın izni ile itovizyon dergisi eylül 2011 sayısından alınmıştır.

Dört Konuttan Üçünün Deprem Sigortası Yok

evTürkiye’de zorunlu deprem sigortası kapsamına giren 13 milyon konutun sadece 3,5 milyonunun poliçesi var. Bu sayıyı orta vadede 5,5 milyona çıkarmayı hedefleyen Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) yarışmalar düzenliyor, tanıtım çalışmaları yapıyor ve sosyal ağlarla sigortalılara ulaşmaya çalışıyor.


Konutlarda Zorunlu Sigorta


Zorunlu deprem sigortası ile sigortalı binalarda doğrudan neden olacağı maddi zararlar poliçede yazılı sigorta bedeline kadar teminat altına alıyor. Bu sigorta teminatı DASK tarafından sunulan ancak poliçe üretimi yetkili sigorta şirketleri ve acentelerince yapılan zorunlu bir sigorta olup, depremin meskenlerde neden olduğu maddi hasarlara karşı teminat sağlıyor. Zorunlu deprem sigortası yaptıran konut sahipleri ayda ortalama 12 TL ödeyerek evlerini güvenceye alabiliyor.


Ancak Türkiye’de zorunlu deprem sigortası kapsamına giren 13 milyon konutun sadece 3,5 depremmilyonunun poliçesi var. DASK, bilinçlendirme çalışmaları ile  zorunlu deprem sigortası kapsamına giren 13 milyon konutun sadece 3,5 milyonunun poliçesi var. DASK bilinçlendirme çalışmaları ile zorunlu deprem sigortası poliçesine sahip konut sayısını orta vadede 5,5 milyona çıkarmayı hedefliyor. Bunun için de yarışmalar düzenliyor, tanıtım çalışmaları ve sosyal ağlarla sigortalılara ulaşmaya çalışıyor.


Şehirler Yarışıyor


DASK zorunlu deprem sigortalı konutların sayısını arttırtmak için başlattığı ‘Şehirler Yarışıyor. Sigortalılar Kazanıyor’ yarışmasıyla deprem güvenceli hayatı teşvik ediyor. Türkiye’nin 81 ilini kapsayan yarışma kapsamında 2011 yılsonu sonuçlarına göre zorunlu deprem sigortasında en yüksek sigortalılık oranına ulaşan, bir önceki yıla göre en yüksek poliçe artış oranını kaydeden ve en iyi teşvik kampanyasını yürüten iller ödüllendirilecek.


DASK, Şehirler Yarışıyor, Sigortalılar Kazanıyor yarışmasının her üç kategorisindeki birincilerine DASK Güvenli Hayat Parkı armağan edecek. Tüm vatandaşların yararlanması için kent merkezine inşa edilecek parklar oyun grubu, yürüyüş parkuru ve yeşil alanın yanı sıra deprem ve zorunlu deprem sigortasıyla ilgili eğitim materyalleri de içerecek. Yarışmanın her üç kategorisinde ikinci ve üçüncü olan illerin İl Afet ve Acil Durum Müdürlükleri’ne ise depremle ilgili çalışmalarda kullanılmak üzere malzeme yardımı yapılacak.

Bu yazı İTO'nın izni ile itovizyon dergisi eylül 2011 sayısından alınmıştır.

Sayfa 1 / 5

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »

Sayaç

Bugün 243
Dün 0
Bu Hafta 243
Geçen Hafta 0
Bu Ay 243
Geçen Ay 0
Hepsi 243

MİNİ ANKET

Derneğimiz hangi konularda etkili olmalı?






Sonuçlar